ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk için çalışın’ diyecek. Sedat Peker sokak çetelerinin sevk ve idaresinden sorumlu başkan yardımcısı olacak..
Adolf Hitler’e göre politikacı, hitap ettiği topluluktaki en kafası dar, aklı kısa kimsenin anlayabileceği şekilde konuşmalıdır.. Şartlar dahilinde, taraftar kazanılmak istenilen kimseler ne kadar çoksa, propagandanın ilmi seviyesi de o kadar aşağıda olmalıdır. Propaganda istenilen sonuca ulaşmak için yapılır, birkaç okumuş kimsenin veya entellektülin takdir etmesi için değil.
Cumhurbaşkanı Hindenburg’un ölümünden 17 gün sonra 1934’te, Nazi iktidarı Şansölyelik (başbakanlık) ve Cumhurbaşkanlığı makamlarını birleştiren referandumu halka sundu, % 89’la kazandı.
Erdoğan ve kurmayları aynı yoldan gidiyorlar. Devletin tüm aygıtlarını, tüm bürokrasiyi, medyayı kullanarak, tutuklamalarla, Hayırcıları krimanilize ederek, tıpkı naziler gibi, ‘terörist’, vatan haini suçlamalarıyla yaftalayarak yalan-iftira ve demogjiye dayalı bir referandum kampanyası sürdürüyorlar. 'Anayasa değişikliği, rejimi değil, yönetme biçimini değiştiriyor'muş.. İkisinin aynı şey olduğunun ayırdında olmayan, kandırılabilecek, yani ‘’en kafası dar, aklı kısa’’ seviyeye getirilmiş yığınları hedef alıyorlar. Bu yığınların büyük bir bölümü zaten 15 yıldır, islam-ötesi bir dinle, siyasal islamla afyonlanlanmış halde.
Erdoğan, AKP ve müttefikleri -kontrgeilla temsilcisi- Bahçeli MHP’sinin, referandumda elbette ki % 89 evet çıkarmaları sözkonusu değil. Ben evet ve hayır oylarının, eğer savaş çıkarmak gibi olağanüstü bir durum olmazsa, bıçak sırtında olacağını, yani ya % 51 hayır, % 49 evet, ya da tersi çıkacağını bekiliyorum. Evet’in % 51 cıvarında çıkması demek, İslamcı-Türkçü faşist cephe için Pirus zaferi benzeri bir sonuç olacaktır ki, bu aslında eşit olmayan koşullarda yarışan Hayırcılar için % 55 demektir. Çünkü yeni yeni seçim hileleri, özellikle kürt illerinde HDP'li seçmenlerin oy kullanmasını engelleme taktikleri gündemdedir.
Muhalefet, ilk günlerden itibaren, stratejisini böyle bir kavrayış temelinde kurar, çok katmanlı geniş bir cephe örgütlenmesini hayata geçirmeye çalışır ve demokratik cumhuriyete ulaşmak için Kurucu Meclis’i (1) şiar edinen bir sttrateji izlerse faşizmi yenmenin yolu açılabilir.
Ama varsayalım ki, Gezici Araştırma'nın son anketinde verdiği gibi, evet oyları % 56’yı bulursa ne olacak?
Tek cümleyle söylemek gerekirse, Pandoranın kutusu** açılacak…
DEVLETİN ADI İSLAM BİRLEŞİK DEVLETLERİ OLACAK
1. 7 Haziran seçim sonuçlarını yok sayarak katliamlarla başlayan darbe süreci, a) dokunulmazlıkların CHP yönetiminin desteği ile kaldırılıp HDP’nin suçlu ilan edilmesi; b) Hitler’in müttefiki SA’ları tasıfiye ettiği ‘uzun bıçaklar gecesi (2) ‘benzeri FETÖ’cüleri 15 temmuz darbe girişimine azmettirerek Cemaatin tasifiyesi; c) OHAL ve KHK’larla bu tasfiyenin sola, kamuda kendilerinden olmayanlara, akademisyenlere, gazetecilere, demokratlara, kürt hareketine, alevilere teşmil edilmesi aşamalarından geçerek anayasal bir huviyet kazanıyor. Böylece, 12 Eylül darbecilerinin programı, ideolojik doğrultusu (türk-islam sentezi) ve çizdiği hukuksal çerçeve ile hedefine ulaşmış olacak.
2. Büyük Ortadoğu Projesinin ana hedeflerinden biri olarak Türkiye’de emperyalizmin AKP ve Erdoğan ile gündeme soktuğu ‘’ılımlı’’ İslam modeli, ‘sessiz -karşı- devrim’, geçiş sürecini tamamlamış olacak. Yani kağıt üstündeki laik-demokratik cumhuriyetten otokratik / istibdat rejimine resmen geçilmiş olacak.
3. Türkiye Cumhuriyeti adı yerine, İslam Birleşik Devletleri geçecek.. Irak kürdistanı, başta İdlib olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde kurulacak federe yapıları gelecekte kapsamak üzere..
4. Devlet ve toplum otokratın fermanları ile yönetileceği için, insanlar kendi farklılığını, düşüncesini açıklama ve örgütlenme üzerinden değil, zor ve şiddet yoluyla ifade etmek zorunda kalacak. Yargı siteminin otokrata tabi kılınması ile, hukuk tamamen ortadan kalkacağından adaletin sağlanması bireyselleşecek.
5. İdam geri gelecek.. İnfazlar, iran'da olduğu gibi, meydanlarda gerçekleştirilecek. İdamın olduğu ama düşünceyi açıklama ve örgütlenme özgürlüğünün olmadığı, dolayısıyla demokratik siyasetin yok edildiği, adaletsizliğin hüküm sürdüğü koşullarda ‘’dağa çıkma’’eğilimi -sadece doğuda değil, batıda da- artacak. Keza silahlanma eğilimi de.. Bu anayasa ile kaçınılmaz olarak, şiddet eylem biçimi olarak meşruiyet kazanacak.
6. Dün ‘altı yaşındaki kız çocuğu ile nikah kıymak caizdir’ benzeri fetvalar veren tarikat hocaları, din baronları, bu kez, yaşam tarzları kendinden farklı olanlara tecavüz etmek ve öldürmek vaciptir fetvasını vermekten kaçınmayacaklar.. Kadınların dini kurallara uyması demek, erkeklerin her istediğine Evet demek olacak. Bir fermanla türban takmayanlar, İran’da olduğu gibi, türban polisi takibati sonucunda cezalandırılacak.. Artık 6 yaşındaki kız çocuklarına nikah kıyılacak.
7. Düzenlenen dini ayinlerde ve cuma namazlarında verilecek hutbelerde gaza getirilen gurühlar insan avına çıkacak.
8. Bu Anayasa değişikliği ile, bilgi güçtür ilkesi yerine yalan güçtür egemen olacak. Çünkü Başkanlık ya da egemenlik, ‘adalet’ üzerine değil, halkın parasını yasal kılıf altında gasp etmek üzerine kurulu olacağından yalan söylemek ve üretmek otokrasi medyasının artık başlıca işi olacak. Gerçek Bakanlığı kurulacak, RTÜK ona bağlı olarak çalışacak. Bakanlığın başlıca görevi tarihi yeniden yazmak olacak. Sadece yeni kitaplar, dergiler basmak şeklinde değil, arşivdeki kitap, gazate ve mecmualar Reisin hitaberinde yer alan görüşlere, kurduğu sistemin mantığına göre düzeltilecek.
9. Bu anayasa ve onun sağlayacağı atmosfer ile, başkanlık istemi dedikleri, tarihteki, bütün krallıklardan, hanedanlıklardan, saltanattan daha adaletsiz, daha zalim olmak zorunda olacak. Çünkü onlar, o günün tarihsel koşullarında ekonomi-dışı zora dayanarak artık-ürüne el koyuyor idiyseler de belirli bir adalet ilkesine dayanmak zorundaydılar; istisnaları olsa da, haydutların, haramilerin kurduğu yönetimler, yargılanmaktan kaçanların büründükleri bir suç örtüsü değildi..
10. Bu anayasa değişikliğine evet deyip uygulanırsa, valiler, kaymakamlar, müdürler, bakanlar, başkan yardımcıları, yurtdışından özel zırhlı araç siparişi verip ancak o araçlarla gezecekler.. Araçlarından inmek zorunda kaldıklarında astronot elbiseleri kullanmak zorunda kalacaklar. Ne yönetenlerin ne de yönetilenlerin can güvenliği olacak. Uzay teknolojisi ancak bu sayede ülkeye gelecek.. Başta otokrat/ Başbuğ olmak üzere büyük başlar koruma kalkanı ile korunacak. Reis/ Başbuğ, kitlelere hologramla hitap edecek. Suikast ve sabotaj korkusuyla yaşayacakları için, makamılarında yüz yüze görüşmenin yerini, kurşun geçirmez camlar ekranlar alacak.
11. Orwell’ın 1984 romanında betimlediği distopyası nihayet gerçekleşecek.. Her eve Başbuğ’un ya da Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Başbuğ ‘hadi yatın.. beş çocuk için çalışın’ diyecek. Yüce Reis'in konuşma saatinde ekranı açmayanlar ihbar edilecek.
12. Bu başkanlık ahlaksızlığı daha da teşvik edecek.. Çalıyorlar ama iş yapıyorlar inancı, gerçek inancı nasıl törpülüyorsa, bir hırsızı daha tepeye, afişlerdeki söylemlere bakacak olursak ( ‘göklerden gelen bir karar var’), Allah katına çıkarmak da nihayetinde kof inancın kabuğunu patlatacak, toplum bir ahlaksızlık deryasına dönüşecek.. Çalmak, soymak, rüşvet vermek meşru sayılacak.
SODOM VE GOMORE GERİ GELECEK
13. Sodom ve Gomore kentlerindeki hayat tarzı geri gelecek. Erkek beyanı esas olacağı, ensest ilişki sonucu hamileliklerde kürtaj yasaklanacağı için, bu tarz ilişkiler artacak. Fuhuş muta nikahı ile yaygınlaşacak.. Şii İslam rejiminin kurulu olduğu İran’ın başkenti Tahran’ın kuzeyinde olduğu gibi, gizli Pompei (Roma'nın fuhuş evleri) rezidansları, tower’ları gelişecek.. Türkiye, üstü çarşafla örtülü fuhuş cenneti olacak. Adnan Hoca ve kedicikleri sektörü ‘islami’ kurallara göre yönetecek. Saraya ve devlet-partisinin yöenticilerine ait harem salonlarına servis yapacak.
14. Samimi inananlar, Allah'a değil, Yüce Reise kulluk etmeyi reddenler, terörist ilan edilecek. ''Allahın yerinde gözün mü var'' diyen İhsan Eliaçık hapse atılacak. Diyanet işleri başkanlığının öncelikli görevi, Başbuğun söylev ve demeçlerini derlemek ve risaleler halinde yayınlamak olacak. Orjinal Kur’an yasaklanacak. İslam tarihi yeniden başbuğun söylevlerine göre yazılacak. Bakara-Makaracı Egemen Bağış, Diyanet başkanı olacak.
15. Felsefe, mantık ve tarih kitapları, evrimi konu eden kitaplar, roman ve şiirler kütüphanelerden toplanacak. Böyle kitaplar yasaklanacak. bulunduranlar ağır cezalara çarptırılacak. Kitap yakma törenleri düzenlenecek.
SEDAT PEKER BAŞKAN YARDIMCILARINDAN BİRİ OLACAK
16. Resimlerde Sultan Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. ‘Atam izndeyiz’ ifadesi resimaltı olacak. Ona ve Başbuğ’a dair Kutlu doğum haftaları düzenlenecek. 15-20 temmuz günleri yeniden-doğuş haftası ve bayramı ilan edilecek. Meclisin ilk işlerinden biri Erdoğan’a Gazi ünvanı vermek olacak. RTE milletin büyük kurtarıcısı ilan edilecek. Kurtarıcı olarak yer aldığı yeni 15 temmuz savaşları, kahramanlık hikayeleri icat edilecek.
17. Eşbaşkanları, vekilleri, 1500 yöneticisi, binlerce üyesinin tutuklanması ile fiilen büyük ölçüde faaliyet yürütemez hale getirilen HDP’yi bu kez kapatmaya gidecekler. CHP de bir süre sonra adım adım aynı akibete uğrayacak. Abdilkadir Aksu, kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinde Kılıçdaroğlu'nun 'ama bu yaptıkları doğru değil, demokrasiye aykırı' dediğini duyuracak. Sol partiler kadar sağda führer’e (başbuğ ya da reise) muhalif olan partiler de kapatılacak.. Emekten yana politika yapan sendikalar, odalar kapatılacak.. Hepsi terör ya da teröre destek, yardım ve yataklıktan yargılancak. Führeri eleştirmek terör suçu sayılacak.
18. Her ile 100 hapisane kampanyası başlatılacak. Türkiye kapalı bir cezaevine dönüşecek. Başbuğa itaatname imzalayan hapisteki FETÖ’cülere af çıkacak. ‘Aynı menzile giden’ katliamcı IŞİD militanları da, Saray Mahkemeleri tarafından, Dİyanet’in çıkaracağı ‘solcuları, cumhuriyetçileri, laikleri, seküler-demokrat kürtleri, alevileri katletmek vaciptir, cihadın gereğidir’ fetvasına dayanarak aynı şekilde serbest kalacak. Madımak katliam davasının zaman aşımı bahanesiyle ortadan kaldırılması gibi, cihadçı teröristlerin işlediği cinayet, katliam davaları ortadan kaldırlacak..
19. Mafia lideri Sedat Peker, sokak çetelerinin sevk ve idaresinden sorumlu Cumhurbaşkanı yardımcısı olacak. Doğu Perinçek, ÇHC büyük elçisi olacak. Çin’in başkanlık deneyimlerini aktaracak.. Bilal, Sübyan okulları ve medreselerden sorumlu başkan yardımcısı olacak…
ABD EMPERYALİZMİNİN KUKLASINA BİAT EDENLER VATANSEVER, BİZLER VATAN HAİNİ İİLAN EDİLECEĞİZ
20. Evet çıkarsa Büyük Ortadoğu Projesinin, Libya ve Mısır’dan sonra, Türkiye’deki planları da gerçekleşmiş olacak. Türkiye artık emperyalizm için yönetilebilir duruma gelmiş olacak. Bir daha orduyu, hükümeti ikna ettikleri halde parlamentodan, 1 mart tezkeresi gibi kararlar çıkmayacak. Emperyalistlerin her isteği, savaşa katılma, asker gönderme dahil, gerçekleşecek.. Karşı çıkanlar vatan haini ilan edilecek..
AKP eski milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu eski Başkanı Mehmet Dülger, Anayasa değişiklik paketinin bir ABD projesi olduğunu söylerken, eski CIA Türkiye şefi Paul Bernard Henze'nin 2006'da Beyaz Saray'a sunduğu Türkiye raporunda yer alan şu sözlerini hatırlatıyor:
"Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis'i ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer Amerika'nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”
Böylece Evet diyecek olanlar, ABD emperyalizminin ülkemiz için biçtiği modele ve onun kuklasına onay vermiş olacaklar. Onlar 'vatansever', bizler vatan haini' olacağız..
TÜRKİYE 21. YÜZYILIN İLK BARBAR TOPLUMU OLACAK
21. Bu anayasa değişikliğinden sonra hepimiz insanlıktan çıkmış olacağız.. Bütün düşünce farklılıklarımız ortadan kalkacak.. ve ne için dövüştügümüzü unutarak Walking Death dizisindeki zombiler gibi sadece ve sadece parçalama ve ve yok etmeye odaklanacağız. Bu gibi dizileri daha çok izlenecek ve insanların hayatlarını yoketmenin haşereleri yok etmekle aynı olduğu bilinci daha çok gelişecek ya da geliştirilecek.
22. Toplumun yüzde 18’inin desteklediği IŞİD zihniyeti böylece daha çok gelişme ve yaygınlaşma imkanı bulacak.
23. Evet diyenler bütün bunlara evet onay vermiş olacak. Pandora’nın kutusunu açmaya niyet ettiklerinin farkında değiller. Sonuçta 21. yüzyılın ilk resmi barbar toplumu olacağız.
24. Şimdi küfrettikleri, Haçlı zihniyetiyle suçladıkları Avrupa bu yönetimi, destekleyecek. Kendi halkları üzerinde bir baskı aracı olarak kullanacaklar. Açıktan düşman gösterip mevcut demokrasilerini korumak adına gerçekte onu daha çok budama fırsatı bulacaklar.
25. Sonra, sıra Erdoğan’ı halletmeye gelecek. ABD emperyalizmi ve NATO, ‘’Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt eder’’ ya da şimdiki durumda ABD ve NATO’yu takmama şımarıklıkları, güvensizlik göstermeye devam ederse, Erdoğan’ın görevini tamamladığına karar verecekler. Emperyalist-kapitalist sistemin bu halkasında belirsizliğe ve sistemin reddine yol açabilecek eğilimleri geliştirecek bir istikrarsızlığa izin vermeyecekler. Birleşmiş Milletler’de, ABD’de, Rusya’da, Uluslararası Ceza mahkemesinde bulunan Erdoğan dosyaları açılacak..
**
Peki ne için?
Kimin için insanlıktan çıkacağız? Ne için Evet diyeceksiniz?
Bir kukla için.. Neden bir kukla? Reis ne zaman Reis oldu? Gezi isyanı ile karşılaştıktan sonra. 17-25 Aralık’ta rüşvetten elde ettiği serveti ortaya çıktıktan ve yargılanma korkusunu ensesinde hissetmeye başladıktan sonra.. o zaman ‘kefen giymekten söz etmeye başladı.. O zaman, dünya lideri, yetmedi, ’’Allahu Tealanın bütün vasıflarını üzerinde toplayan lider’’ ilan edildi..
Yani rüşvet ve suistimalden, yolsuzluktan maruf bir adama ömür boyu koruma kalkanı sağlamak için mi evet diyeceksiniz? Onu yöneten yahudi sermayesi başta olmak üzere, ABD emperyalizmi, arap şeyhleri, Avrupa sermayesinin çıkarlarını korumak için mi?
Saf inançlarınızı sömürerek semizleşen tufeyli, asalak, sonradan görme, rantçı, kapkaççı, yağmacı, soyguncu, soysuz sermayenin ve onların iktidarının bekası ve emperyalist efendilerin maşası olmayı onlara karşıymış gibi maskeleyen bir diktatör için mi? Bu korkak, soyguncu çeteye ve reisine, bu haramilere koruma kalkanı sağlamak için mi?
Onların gönüllü kölesi mi olacaksınız?
Şimdi sizi bir eliyle kazan kazan soyarken öteki eliyle bir kepçelik sadakaya razı ettmesinden, aşağıık duygunuza hitap ettiğinden, cehaletinizi okşadığından dolayı aşık olduğunuz fani, yarın celladınız da olduğunda aşkınızı sürdürmeye hazır mısınız?
Hayır’lar olsun size..
—————————————————————————————————————————
1) Bakınız: http://www.politez.com/detail/mehmet-ozgen/7137/efendisiz-vesayetsiz-demokratik-cumhuriyet-icin-kurucu-meclis
2) http://www.politez.com/detail/-/7019/uzun-bicaklar-gecesi-ve-ic-savas-provasi
* Distopya: günümüzde ve gelecekte toplumun giderek kötüleşeceğini, özellikle düzenin insanları terörize edip toplumsal bağların yok olacağını ortaya koyan pesimist yani kötümser bir bakış açısıdır. Özellikle totaliter ve otariter ya da herhangi bir baskıcı yönetimdistopik toplumu ifade eder. Distopik toplumlarda kaos hakimdir. Geleceğin arzu edilenin dışında olacağını, kaosun ve şiddetin hakim olacağını anlatan romanlara distopik roman ve filmlere de distopik film denir. 1984, Vandetta, Matrix ..
** Pandora'nın Kutusu, Antik Yunan efsanelerinde geçen ve içinde kötülüklerin bulunduğuna inanılan sihirli kutu.


