Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er..
İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.
Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı namına toprağa.. Kendilerini yakanların ikizlerine kalkan olmak için gönderilmşlerdi. Ve tutsak edilmişlerdi onların ihanetiyle.
Yanmıştı daha dün, Cizre bodrumlarında.. Aç ve susuz bırakılarak ve sonra lav püskürtücü silahlarla.. izi kalmıştı toprakta yanık bedenlerin.. Bir kaç kat Kerbela idi onlarınki.. İnsanlık susmuştu o günlerde.. Dili tutulmuştu ‘önce insan’ diyen ölü gözlü siyasilerin.
Ya bölücü terörist, ya da onların yakınları, çocuklarıydılar.
Bebek de olsalar farketmezdi.
Vicdanlarını böyle susturmuştular. Miliyetçisi, islamcısı, ulusalcısı..
Yakan zihniyet aynıydı, esedüllah timleri ve IŞİD..
Yaratıcıları da aynı.. Muaviye ardılı, Hitler histerialı
vicdanı ve ruhu çürümüş bir celladın derisini giyinmiş.
Sultanlık savaşını vatan savunması olarak yutturan.
Bütün makamları kendileri gaspedip, yoksullara yalnızca şehitlik makamını bırakan,
Haykırıyordu ‘daha fazla şehit! Bayraktaki kan..!'
Şimdi intikam alıyorlardı Frankenstein’ın ucubeleri olarak ondan..
Ey müslümanım diyenler..
Ey, İslamı ‘’barış’’ demektir diye vaazedenler.
Allahın verdiği canı yine Allah alır diyenler..
İslamcı-türkçüler, türkçü-islamcılar..
Neredesiniz..
Şimdi yakılanlar asker..
Aklınızı bir kişiye huşu içinde teslim ettiniz, vicdanınızı yeşil dolarlarla, sadakayla, kömürle takas ettiniz..
Demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, dürüstlükten, adaletten, 'kul hakkı'dan çoktan vazgeçtiniz..
Namazınız, niyazınız, haccınız cumanız ve sizin gibi olmayanı yoksayan tarzınız da bir canavarı mı örtüyor?
Neden çocuk istismarcıları sizden,
-''Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan, şühedâ"-
Şimdi yakılan askerleri devlete ihanet etmekle suçlayan alçaklar fışkırır oldu içinizden..
Bir insanın yakılması amellerden biri midir ki, devlete ihanet etmek sizin için en büyük günah
Devlet Allah mıdır ya da ’allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan’ devletin başı
Allahtan da büyük müdür ki..
''Yaratılanı severim yaradandan ötürü''
Yunus’un, tüm varlıklara sevgi ve hoşgürüyle bakmayı dile getiren bu sözünü
İnsanlık denen değerlerin ışığı ferinden silinmiş o timsah bakışları görmeden, sevgisiz, salt kendinden olanlara fısıldayan ve farklı olana kin ve nefreti gizliyen sahtekarca ve yılan gibi kıvrılan dudaklardan içi boşaltılarak ruhlarınıza bir ayet gibi zerkettiniz...
Yakılanlar başka tanrının çocukları mı?
Allaha şerik mi şirk mi koşuyorsunuz, ey Fravun'a iman edenler..
Ey iradesini bir kişiye teslim edip vicdanını karartan ezik ruhlar..
Yoksa Allahınıza, kitabınıza karşı cihad içinde misiniz, yakılan erlerin ardından ayran içen bir tirana rükü ederek..
Sizin içinizden çıkanlar Madımak’ta aydınları, alevileri yakarken sustunuz..
Cizre bodrumlarında gençler, çocuklar yakılırken sustunuz..
Ve şimdi gene suskunsunuz..
Susmak alçaklıktır..
Şimdi en büyük insanlık suçudur susmak..
Ne farkınız kaldı Ortaçağ’ın katolik engizisyonunun bilim insanlarını, kadınları yakma törenlerinde yakılanların acı haykırışlarını hayvani bir coşkuyla izleyen kodlanmış sürülerden..

